OKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ
   
 
  İKİNCİ BÖLÜM

İKİNCİ BÖLÜM

TEMEL UNSURLAR DÖNEMİ

BİRİNCİ GRUP SESLER  (e,l,a,t,o,i,n )

  SES TANITIMI, SOLDAN AÇIK HECE TANITIMI, ÜÇ HARFLİ SÖZCÜK TANITIMI

    SES TANITIMI

Okuma yazma öğretimine başlamadan önce Türkçe’nin hece yapısını adlandırmada ortak kavramlarda anlaşmamız gerekir.

                                               TÜRKÇE’DEKİ HECE YAPISI

 

Açık hece

a,e,ı,i,o,ö,u,ü

 

Soldan açık hece

 

-aç,-ek,-ın,-is,-or,-üş,-ast,-ilk

Sağdan açık hece   

-ba, -çı, -di, -ko, -mu..

 

Kapalı hece 

bak,-tek,-mert,-kart

 

                       

            -

Ünlülerin Tanıtımı

 Ses tanıtımı için görsellerden faydalanılması gerekir. Çünkü bu yaş grubu öğrenciler somut işlem dönemindedir, somutlaştırmadığımız bilgileri anlamakta zorluk çekerler, anlamadıkça da dersten uzaklaşırlar. Zaman içinde katılımın azaldığı görülür.

 Ses tanıtımına birinci grup seslerden ‘’e ‘’ sesiyle başlanır. Aslında yazılması en kolay ses değildir. Önerilen sıra böyle olduğu için biz de aynı sırayı izleyeceğiz. Ses temelli yöntemin uygulanmasında izlenecek ses sırasının belirlenmesi için akademik çalışmalar gerekebilir.

Eğer öğretilecek ses bir ünlüyse sesin işlevi resimlerle, şarkılarla, oyunlarla sezdirildikten sonra yazılmasına geçilir.

Yazma etkinlikleri için;

1- Öğretmen  sesin büyük kartona yazılmış örneğini yazı tahtasına asar.      Öğretmenlerin, sesin örneğini tahtaya asmadıklarını gördüm. Ses temelli           yöntem cümle yöntemi değildir, cümle yöntemi gibi fişler olmamalı      demektedirler. Hangi yöntem olursa olsun, öğrenciye yardımcı olacak      somut malzeme kullanılması yanlış değildir. Bir cümlenin tamamını fiş             halinde yazarsak yanlış olabilir.

2-Öğretmen sesin yazma yönüne göre parmağı ile takip ederken        öğrencilerden de parmakları ile havada takip etmelerini ister.

3-Öğrenciler gruplar halinde, tek tek, yazı tahtasına yaklaşarak parmakları            ile havada sesin yazılış yönlerini takip ederler.

 4-Öğretmen sesi tahtaya yazar.

5-Her öğrenci sesi tahtaya yazar.

6-Öğretmen, öğrencilerden, sesi, çalışma kitabındaki yardımcı çizgileri         takip ederek yazmalarını ister.

7-Öğrenciler sesi defterlerine bir kere yazarlar. Öğretmen yazıları      denetler, yanlış yazanları uyarır, tekrar yazdırır. Uyarma sonucu yazısını           düzeltemeyen öğrencilerin tek tek kalem tutan ellerini tutarak yeniden   yazdırır. Öğretmen, öğrencinin kasları sesin yazılış yönünü öğrenene     kadar öğrenciyi destekler. Öğrenciye yaptığı hata sözlü olarak söylenir, bu             hatayı nasıl düzelteceği söylenir. Bu aşamada öğrenci ile öğretmen    arasındaki söz dağarcığı kullanılır. Örneğin; üçüncü çizgiyi geçme,     dördüncü çizgiden geri dön, birinci çizgiyi geçme gibi…

8-Öğrenciler sesi doğru yazdıktan sonra 5-7 kere defterlerine yazdırılır.      Gereksiz, çok tekrar öğrenciyi bıktırır, verimi de artırmaz. O yüzden    gereksiz tekrardan kaçınıp, zamanı verimli kullanmak adına başka    etkinlikler yaptırılır.

9-Öğretmen, sınıfında varsa oyun hamuru veya çamurla sesin üç boyutlu   modelini yaptırabilir. Üç boyutlu çalışma öğrenmeyi daha kalıcı kılabilir.

Ünsüzlerin Tanıtımı

 Ünsüzleri tanıtırken öğretmenin ünsüzü yanında bir ünlü olmadan okumaya çalışmamalıdır.  Türkçede ünsüzler yanında bir ünlü olmadan okunmazlar. Ancak bir ünlüyle kullanınca okunabilirler. Zaten ses temelli yöntemin temel düşüncesi de ünlü yardımıyla ünsüzlerin nasıl okunacağı üzerine kuruludur. Ünlülerin her durumda verdiği ses aynıdır fakat ünsüzler yanına gelen ünlüyle farklı sesler çıkarabilir. Bu yüzden, örneğin ‘’k ‘’ sesini  ,’’kı, kı ‘’ diye ses çıkararak bir ünlü olmadan öğretmeye çalışmak çok büyük bir hatadır. Okumaya geçişi yavaşlatır ve okuma hızını düşürür. Öğrenciler okurken önce öğretmenin vurguladığı  ‘’ kı ‘’ sesini çıkarır sonra da heceyi okumaya çalışırlar. ’’Kalem ‘’ sözcüğünü okurken  ‘’ kı a lı em ‘’biçiminde okumaları çok yüksek bir olasılıktır.

Ünsüzleri tek başına öğretirken sesin işlevi verilmez. Sesin neye benzediği söylenebilir. ‘’l‘’ için bu bir çomak ya da sopa denebilir. L , sesinin okunuşu ‘’ el ‘’ hecesinde  ‘’e ‘’ sesinin ,ya da  ‘’ al’’ hecesinde  ‘’ a ‘’ sesinin yardımıyla öğretilir.Bu aşamada kesinlikle öğrenciye sesin işlevi sezdirilmeye çalışılmaz. Bazı öğretmenlerin hatta çoğunluğun erkenden öğrenciye sesin işlevini öğretmeye çalıştıklarını gözlemledim. Bu çok ağır bir öğretidir. Öğrencide belli bir yoğunluk oluşmadan sesin işlevini sezdirmeye, vurgulamaya çalışmak öğrenciyi ve öğretmeni zorlayabilir. Zaten faydası da olmaz. Öğrencilerin çoğu bu etkinlikte sınıfın gerisinde kalır. Öğretmenler  ‘’ el ‘’ hecesini verdikten sonra başlıyorlar vurgulayarak bastırarak okumaya:  ‘’ellllll’’ .Dilleri dişlerinin arasında öğrenciye henüz çok erken olan bir kazanımı kazandırmaya çalışıyorlar. Başarılı da olamıyorlar ama başka bir yol da bilmedikleri için de denemeye devam ediyorlar.

Yapılması gereken biraz daha beklemek öğrenci belli bir birikime ulaşınca sırası gelen etkinliği yapmaktır. Bitkinin kafasından tutup çekmek nasıl onun büyümesine faydalı olmuyorsa öğrenciyi de zorlamak onun öğrenmesine fayda sağlamaz. Tohum uygun ortam bulunca çimlenir, belli ısıyı yakalayınca toprağın yüzüne çıkar. Ne kadar sularsanız sulayın, ne kadar gübrelerseniz gübreleyin zamanı gelmeden çiçek açmaz. Zamanı gelmeden döllenmez, zamanı gelmeden meyve vermez. Öğrenme de benzeri bir süreçtir. Zamanla doğrudan ilgilidir. Bizim yapmamız gereken uygun ortamlar hazırlamak sırası gelen etkinliğe öğrencinin kendiliğinden geçmesini sağlamaktır. Nasıl ki çok sulama çok gübreleme bitkiye zarar verir, kurumasına ya da meyve vermemesine yol açar; öğrenciyi de gereksiz zorlamak öğrenmenin oluşmamasına veya gecikmesine yol açar.

e sesi tanıtıldıktan sonra l  sesi tanıtılır.

Soldan Açık Hece Tanıtımı

 ‘’e’’ ve ‘’l’’ sesi bir araya getirilerek el Hecesi öğretilir.’’el’’ sözcüğünün anlamına uygun resimler gösterilir, oyunlar oynanır, canlandırmalar yaptırılır, şarkılar söylettirilir. Kesinlikle  ‘’l‘’ sesinin işlevi sezdirilmeye çalışılmaz.

Üç Harfli Sözcük Tanıtımı

‘’el ’’ sözcüğünün tanıtımından sonra ‘’el ‘’ sözcüğünün sağ yanına ‘’e ‘’ sesi getirilerek ‘’ele ‘’ sözcüğü yapılır. Hiç bir zaman ‘’el e ‘’ biçiminde öğretilmez. Doğrudan öğretmen tarafından ‘’ele‘’ biçiminde okunur ve öğrencinin böyle algılaması sağlanır. 

 

Sağdan açık hece kesmeli miyiz?

Bu aşamada öğretmenler ‘’le’’ hecesini ‘’ele’’ den ayırarak ‘’le’’ hecesini öğretmeye çalışmışlardır. Bu zamanda öğrencinin öğrendiği bilgilerin bir çoğu kısa süreli bellekte belki de duyusal kayıttadır. Öğrenci öğrendiklerini kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarmadan öğrencinin oluşturduğu şemayı bozmak öğrenciyi başlangıç noktasına geri götürecektir. Belki de daha kötü bir duruma atacaktır. Öğrenci ele sözcüğünü uzun süreli belleğe atmadan ele nin üzerinde işlem yapmak verimsiz olacaktır. Kaynaklarda önerilen sıra da ele nin kesilip le hecesinin ayrılması yönündedir. Fakat bu çok yanlış bir uygulamadır. Öğrenci için bu işlem çok zordur.  Öğrenci okula yeni gelmiştir, daha ne olduğunu tam olarak anlamamıştır. Birdenbire öğrenciden analiz, sentez ve işlem yapması istenmiştir. Zaten öğrencinin çoğunluğu böyle bir uygulamada bocalayacaktır. Yapılması gereken ses vermeye devam etmektir. ‘’ele’’ den sonra ‘’a’’ sesi verilmelidir.’’al’’ hecesi ve’’ala’’ sözcüğü öğretilir. Bunlarla ilgili metinler yazılır.  Metinlerin içeriğinde resimler de kullanılabilir. Oyunlar ve şarkılarla süreç desteklenir. Birinci grup sesler ve onlara bağlı soldan açık ve iki heceli  ’’e, el, ele, a, al, ala, at, ata, et, ete ,ol,ot,oto,i, in,ini,en,ene,an ,ana‘’ hece ve sözcükleri öğretilir. Bu sözcük ve hecelerin tamamı öğretilmeden  ‘’-la,-le ‘’ gibi sağdan açık heceler öğretilmemelidir. Zaten sağdan açık hecelerin erken çözümlenmesi öğrenciyi bocalatacaktır, katılım azalacaktır, öğretmen panik olacaktır. Yapılması gereken öğrencide belirli bir ses ve sözcük yoğunluğu oluşturmaktır. Amaç öğrenciyi bocalatmak değildir. Öğrenciler bir öğretiyi tam olarak kavramadan, ezbere okuyup yazmadan başka bir öğretiye geçilmemelidir. Yani ’’el‘’ hecesi tam olarak öğretilmeden  ‘’ ele ‘’ sözcüğünün öğretilmesine geçilmemelidir. Bu anlatılanların öğretilmesi için her bir karaktere birer gün gereğinde ikişer gün ayrılmalıdır. Çünkü bize okuma-yazma öğretiminde gerekli olan tam öğrenilmiş bilgilerdir. Bunlar bizim okuma –yazma öğretimi temel taşlarımızdır. Gerekirse biraz daha yavaşlayıp tekrarlarla tam öğrenilmemiş unsurların tam öğrenilmesini sağlamalıyız.

 

Birinci aşamanın mekanizması:

 Bu hece ve sözcüklerin öğretilmesinden sonra öğretmen sürekli şunu vurgulamalıdır ki biz buna birinci aşamanın mekanizması diyoruz.

 ‘’ e ‘’ den  ‘’ el ‘’ yaptık, ‘’ el ‘’ den  ‘’ ele ‘’ yaptık,

‘’ a ‘’ dan ‘’ al ‘’ yaptık, ‘’ al ‘’ dan ‘’ ala ‘’ yaptık,

‘’ e ‘’ den ‘’ et ‘’ yaptık , ‘’ et ‘’ ten  ‘’ ete ‘’ yaptık,

‘’ a ‘’ dan ‘’ at ‘’ yaptık , ‘’at ‘’ tan ‘’ ata ‘’ yaptık….

Bu şekilde öğrenciler birinci aşamadaki mekanizmayı kavrayacaktır. İlerde yeni bir ses verdiğimizde de bu sırayı kendisi kurgulayacak ve örneğin bizim desteğimiz olmadan  ‘’ i ‘’ den ‘’ il ‘’ ve ‘’ ili ‘’ sözcüklerini yazıp okuyabilecektir.Ya da ‘’ an ‘’ dan ‘’ ana ‘’ yı,’’ en ‘’ den ‘’ ene ‘’ yi sezecektir.

Bu aşamada ve daha sonraki aşamalarda sesin yalnız yazımı, sesin soldan açık hecelerde yazımı ve sesin iki heceli sözcüklerle yazımı büyük boyda kartonlara yazılıp öğrencinin görebileceği yerlere kesinlikle asılmalıdır. Öğrenci  e,l,a,t,seslerini ve el , ele , al ,ala,at,ata,et, ete  sözcüklerini sürekli görmelidir, her fırsatta da okuyup yazmalıdır. Çünkü bu araçlar okuma yazmanın temel araçlarıdır. Öğrenci bunların desteği olmadan okuma –yazmaya geçmede zorlanır.

Eğer öğrencileriniz e,a,i,o,ö,u,ü, el,ele,al,ala,et,ete,at,ata il ,ili,in,ini,an,ana, en,ene….gibi unsurları okuma-yazma öğretiminin her aşamasında ezbere okuyup yazamıyorlarsa okuma –yazma öğretimi boyunca hem siz hem de öğrenciler çok zorlanacaktır.Öğretmenler ileriye hızlı gidip çok fazla bilgiyi yarım yamalak vermektense bu hece ve sözcüklerin öğrenciler tarafından tam öğrenilmiş olmasını sağlamalıdır.

BİLGİLERİN KALICILIĞINI SAĞLAMAK İÇİN METİN DEFTERİ METİN YAZI TAHTASI

Öğrencilere öğrettiğimiz bilgilerin kalıcılığını sağlamak için öğrettiğimiz ses, hece ve sözcükleri cümle içinde, bu cümleleri de bir metin içinde kullanmalıyız. Günlük alıştırma defterinden başka öğrencilere bir metin defteri tutturmalıyız. Bu metin defterine günlük öğrettiğimiz bilgileri içeren metinler dikte ettirir, öğrencilerden evde bu metinleri tekrar etmelerini isteriz. Öğrenciler okulda öğrendiği bilgileri evde tekrar edecekleri için unutma meydana gelmeyecektir.

Birinci sınıflarda iki tane yazı tahtası olmalıdır. Birine günlük alıştırmalar yazılırken, diğer yazı tahtasına uzun süre kalması gereken öğrendiğimiz sözcüklerden oluşan cümle ve metinler yazılır. Bu metinler her gün öğrenciler tarafından okunur. Gerekirse öğretmen bu metin yazı tahtasını bölümlere ayırır, en son bölüm dolunca ilk yazılan bölümleri siler.

Metin defterlerine yazdırdığımız bu metinleri metin yazı tahtasına da yazarız veya öğrencilere metin yazı tahtasına yazdırırız. Kesinlikle her öğrenciye hem yazdığımız gün hem de ertesi günlerde okuttururuz. Eğer okulda koşullar uygunsa öğretmen öğrencilerin evde okuyup yazması için de o günkü öğrenilen bilgilerden oluşan 5-7 cümlelik bir metni fotokopi ile çoğaltıp vermelidir. İlerki aşamalarda cümle sayısı 9-11 cümle olabilir. Çok fazla yazı ödevi vermek doğru değildir. Öğrencinin yazısı çok yazı yazarak düzelmez ya da gelişmez, aksine bozulur.

İZLEME ÇİZELGELERİ VE GERİ KALAN ÖĞRENCİLER

Öğretmen her aşama için izleme çizelgeleri tutmalıdır. Öğrenci adlarının ve öğretilen ses hece ve sözcüklerin yazılı olduğu çizelgelere öğrencilerin okuyup yazabildikleri bilgiler için işaret konur, öğrenilemeyen bilgilerin yeri boş bırakılır. İlk ay içinde sınıf seviyesinden geri kalan öğrenciler bu izleme çizelgelerine göre belli olur. Eski bilgiler tekrar edilirken öğretmen bu öğrencilerden başlamalıdır. Öğretmen geri kalan öğrencilere zaman ayırmalı bu öğrencileri öğrenemeyecekler diyerek sona bırakmamalıdır. Gözlemlediğim ve konuştuğum birinci sınıf öğretmenleri ileri düzeydeki öğrencileri bir an önce okutup yazdırmak için geri kalan öğrencileri vazgeçmekte onları daha sonra okutacaklarını söylemektedirler. Birinci sınıf öğrencisinin gelişimi düzenli değildir. Öğrenciler başlangıçta yavaş ilerlerken birden bire patlama yapabilmektedirler. Öğretmen gereksiz yere hızlı öğretim yapmayıp her öğrencinin katılabileceği bir hız ayarlaması yapmalıdır. Geri kalan öğrencilerle ikinci dönem ilgilenip onları da okutacağım kandırmacasına kendini inandırmamalıdır. Çünkü öğrencilerin çoğunluğu okuyup yazınca diğer öğrencilerle ilgilenmek daha da zorlaşmaktadır. İlerdeki öğrenciler buna izin vermemektedir. Öğrenci boş kalmakta ve sınıf düzenini disiplinini sağlamak zorlaşmaktadır. Biraz daha yavaşlayarak öğrenme özelliği olan öğrencilerin öğrenmesini sağlayacak kadar onlara zaman ayırmalıdır.Gerekirse ileri öğrencilerden yardım almalı,aileleriyle görüşmeli,evde aile tarafından da yardım edilmesini sağlamalıdır.Okuma-yazma öğretimi boyunca öğretmenin sağlaması gereken bir durum da öğrencilerin birbirlerine yakın düzeyde öğrenme becerilerine sahip olmalarıdır. Sınıfta büyük kopmalara izin vermemelidir. Ama uygulamada tam tersi bir durum söz konusudur. Öğretmen bir an önce öğrenme hızı yüksek öğrencileri koparıp öğretmek için çabalamaktadır. Bu da hiç doğru olmayan bir öğretmen davranışıdır.

Eğer öğretmen izleme çizelgeleri tutmazsa geri kalan öğrencilerin yanında bazı bilgileri tam öğrenemeyen iyi öğrencileri de atlayacaktır. Özellikle izleme çizelgelerini günü gününe tutmak gerekir. Yoksa öğretmen belli bir zaman sonra bazı bilgilerin bazı öğrenciler tarafından öğrenilemediğini fark edecek ve bocalamaya başlayacaktır. İzleme çizelgelerine bakarak güne başlayan öğretmen sürekli eksiği olan geride kalan öğrencilere yönelecek izleme çizelgesini düzenli tutarak da yeni öğrencilerin geri kalmasını da önleyecektir. Bu şekilde devam ederse de ilk iki ay içinde öğrencilerin birbirlerine yakın bir başarı düzeyi yakaladıklarını görecek ve rahatlayacaktır. Okuma-yazma öğretiminde öğrencinin olduğu kadar öğretmenin de psikolojisi önemlidir. Geri kaldım bir şey öğretemedim psikolojisine kapılan öğretmen panik olacak ve öğrenciye zarar vermeye başlayacaktır. Panik olmak istemiyorsanız izleme çizelgelerini düzenli tutun neyi ne kadar öğretip öğretemediğinizi gözlerinizle görün.

OKUMA –YAZMA ÖĞRETİMİNDE ÖĞRETMENİN HER GÜN YAPMASI GEREKENLER

Okuma yazma öğretimi yapan öğretmenin günlük ders işleme ilkeleri olmalıdır. Dağınık, kararsız yapılan derslerden verim alması güç olur. Öğretmen her ders için aşağıdaki işlemleri rutin hale getirmelidir.

1-Bir önceki gün ödev olarak verdiği metinler her öğrenciye okutturulur.    Okuyamayanlar veya yanlış okuyanlar tespit edilir. Doğru yapanlar izleme         çizelgelerine not edilir. Geride kalan öğrencilere zaman ayırarak diğer        öğrencilerin düzeylerine gelmeleri sağlanır.

2-Verilen ev ödevlerinin yapılıp yapılmadığı denetlenir. Yapmayanların        sınıfta yapmaları sağlanır.

3-Metin tahtasındaki metinler sınıfça grupça ve tek tek sesli okunarak          tekrar edilir. 

4-Geçmişte öğretilen bilgileri, içeren yeni bir metin dikte ettirilir, sınıfça       grupça ve tek tek sesli okunur. Okuyan yazan öğrenciler izleme        çizelgelerinde işaretlenir. Geride kalan öğrenciler hangi karakteri       okuyamıyor ve yazamıyorsa izleme çizelgesinde o karakterin yeri boş             bırakılır.

5-Yeni bilgilerin öğretimine geçilir. Yeni bilgiler öğretirken yazacağımız         metinlerde geçmişte verdiğimiz ama bazı öğrenciler tarafından         öğrenilememiş bilgilere de yer verilerek bu bilgilerin de öğrenilmesi sağlanır. Böylece öğrenilemeyen bilgiler yerinde sayarak değil ileri             giderek tekrar edilir.

6-Metinler, öğrenciler defterlerine yazdıktan sonra cümle cümle metin        yazı tahtasına da yazılır. Yazılan metinler sesli okutturulur.

7-Ev ödevi olarak verilecek metin dikte ettirilir. Öğretmen bazen ödev         metni dikte ettirmeden doğrudan metin yazı tahtasına yazmalı ve     öğrencilerden metni bakarak defterlerine yazmalarını istemelidir. 

Unutmayalım !

Metni duyup yazmakla görüp yazmak öğrenci için farklı birer davranıştır. Sadece okuma etkinliklerine yer verirseniz sadece okuyan öğrencileriniz; sadece yazma etkinliklerine yer verirseniz sadece yazan öğrencileriniz olur. Sınıfınızın okuma düzeyine göre giderseniz okuyan fakat yazamayan öğrencileriniz olur. Okumayı değil yazmayı hedef alın öğrencilerinize yaptırdığınız dikteleri öğrencileriniz yazabiliyorsa öğrenmiş demektir. Dikte ettirdiğiniz metni her öğrenciye okuttuktan sonra hem yazan hem de okuyan bir öğrenci grubunuz oluşur. Okuma yazma-öğretimi bitince de öğrencilerinizin okumaları ve yazmaları aynı düzeyde olur. Öğretmenlerin çoğunluğu okumayı hedef almakta yazmayı sonraya bırakmaktadır. Neden böyle yaptıklarını da anlamış değilim. Zaten ses temelli okuma-yazma öğretiminde birinci dönemin sonunda okuma –yazma öğretimi biter. Buna zaman yeter. Acele etmenin ne gereği var ki bir yıl okuma-yazma öğretimine ayrılmış zaten, birinci dönem olmazsa ikinci dönem öğretilir. Öğretmen, hızlı gitmemişse her öğrenci okuma-yazma öğrenir. Mart  olur, nisan olur, mayıs olur. İkinci, üçüncü yıla kalırsa daha mı iyi olur. Öğretmenlerin çoğunluğunun anlamsız bir acelecilikle öğrenciler bocalattıklarını, birbirlerinden ayırdıklarını, farklı seviye grupları yarattıklarını gördüm. Öğretmenler birinci dönem sona ermeden ortaya garip bir şekilde bir birleştirilmiş sınıf modeli çıkarıp onunla beş yıl uğraşıyorlar. Birinci sınıfta öğretmen tarafından oluşturulan kırılmalar keskin çizgilerle birbirlerinden ayrılmış duvarlara dönüşüyor, zavallı öğrenciler öğretmenin yaptığı bu yanlış uygulamanın sonucunda ömür boyu sürecek bir aşağılanma duygusuna sahip oluyorlar.

 

 

ÖLÇME DEĞERLENDİRME

Her sesin, hecenin ve iki hecelik sözcüğün ne kadar öğrenildiği öğretmen tarafından bilinmelidir. Bunun için bu karakterlerin öğretildiği gün ölçme ve değerlendirme yapılmalıdır. Ölçme için yazılı ve sözlü dönütler alınmalıdır. Yazılı dönütlerde yeni verilen karakterin bulunduğu metinler dikte edilmelidir. Öğrencilerin yazdıkları değerlendirilmeli, eğer yeni verdiğimiz bilgiyi öğrenemeyen varsa öğrenme süreci tekrar edilmeli öğrenemeyenlerin öğrenmesi sağlanmalıdır. Öğrenen öğrenciler izleme çizelgelerinde işaretlenmelidir. Sözlü dönüt almak içinse yazdırılan metinler metin defterinden ya da metin yazı tahtasından okutturulmalı okuyamayan öğrenciler saptanmalıdır. Okuyabilen öğrencilere izleme çizelgelerinde işaret konulmalı okuyamayanlar için ek etkinliklerle okumaları sağlanmalıdır.

Öğretilen her ses ve hece için bu ölçme değerlendirme etkinlikleri kesinlikle yapılmalıdır. Öğretmen sonuçları yazılı izleme çizelgelerine göre değerlendirmelidir. Öğrenci gelişimini hafızasından takip etmemelidir. Çünkü öğretmen de bazı bilgileri unutabilir, bazı öğrencilere karşı da duygusal davranabilir.


ilkokuma yazma öğretimi
 
okuma yazma öğretiminde dilimizin yapısına göre ve öğrencinin öğrenme kolaylığı üzerine oluşturulmuş yepyeni bir yöntem.
Facebook beğen
 
Reklam
 
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ UYGULAMASI
 
Bize doğrudan ulaşmak isteyenler için telefon numaram 5075227933 mail adresim osmannesil@hotmail.com facebook adresim https://www.facebook.com/osman.nesil
BİTİŞİK YAZI FONTU
 
Sayfalarımızdaki bitişik yazıyla yazılmış metinleri görmek için bitişik yazı fontunu bilgisayarınıza kurmanız gerekir.
OKUMAYI SEVMELİYİZ
 
Bu yöntemi uygulayacak öğretmenlerimiz lütfen yazdığım ders işlenişlerini ayrıntılarıyla okuyunuz. Başarı ayrıntılarda gizlidir.
BİRİNCİ AŞAMANIN MEKANİZMASI VE İKİNCİ AŞAMAYA GEÇİŞ
 
Öğrencileriniz birinci aşamanın mekanizmasını kavradıktan sonra ikinci aşamaya yani hece kesme aşamasına, heceleri birleştirip yeni sözcükler yapma aşamasına geçebilirsiniz.
 
Bugün 4 ziyaretçi (63 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
ilkokuma yazma öğretimi